Yağma Suçu Yargıtay Kararları

Yağma Suçu Yargıtay Kararları

Yağma suçuna ilişkin Yargıtay kararları, TCK m.148-150 kapsamında konu başlıklarına göre derlenmiştir.

TCK m.148-150 | Yağma Suçu (TCK m.148’de yağma suçunun temel hâli, TCK m.149’da nitelikli hâlleri, TCK m.150’de ise daha az cezayı gerektiren hâller yer almaktadır.)

MADDE 148 - (1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Cebir veya tehdit kullanılarak mağdurun, kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi veya var olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye, böyle bir senedin alınmasına karşı koymamaya, ilerde böyle bir senet haline getirilebilecek bir kağıdı imzalamaya veya var olan bir senedi imha etmeye veya imhasına karşı koymamaya mecbur edilmesi halinde de aynı ceza verilir.

(3) Mağdurun, herhangi bir vasıta ile kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hale getirilmesi de, yağma suçunda cebir sayılır.

MADDE 149 - (1) Yağma suçunun;

a) Silahla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde,

e) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

f) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

g) Suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla,

h) Gece vaktinde,

işlenmesi hâlinde, fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

MADDE 150 - (1) Kişinin bir hukukî ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması hâlinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(2) Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir.

Yağma Suçuna İlişkin Yargıtay Kararları

Yargıtay 6.Ceza Dairesi  2018/2459 E. , 2019/781 K. |  Karar Tarihi: 06.02.2019

Yağma Suçu Nedir ? , Yağma Suçunun Mağdurları kim Olabilir ? Yağma Suçunda Suçtan Zarar Gören

….. Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın zilyedin rızası olmadan cebir ve tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan yağma suçu, amaç ve araç hareketlerden oluşan bir suçtur. İlk önce almayı gerçekleştirmek için araç hareketler olan cebir veya tehdit kullanılır, sonrasında bu cebir veya tehdidin etkisiyle malın alınması veya teslimi sağlanması ile suç tamamlanır. Bu haliyle bir çok hukuki değeri taşır. Yağma suçundan korunan hukuki değerler; kişi özgürlüğü, vücut dokunulmazlığı, zilyetlik ve mülkiyettir. Yağma suçu cürümlerinde iki ayrı suçtan; cebir ve/veya tehdit ve hırsızlık suçlarının birleşmesinden meydana gelmekte ise de yağma cürümü kendisini meydana getiren suçlardan tamamen bağımsız ayrı bir suçtur. Yağma suçu işlendiği sırada, mağdur nitelikli olarak yaralanmadığı sürece bu eylem yağma suçunun unsuru olmaya devam edecektir.
Yağma cürümleri birleşik suç niteliği gereği kendisini oluşturan normların korumak istedikleri hukuki değerlerin tümünü ortak bir şekilde korumakta bu değerlere zarar veren eylemlere tek ceza öngörmek suretiyle diğer normları korumaktadır.

Yağma suçunun mağduru bu suçun işlenmesi ile ihlal edilen hukuksal değerlerin (irade özgürlüğü, mülkiyet ve zilyetlik) sahibi olan kişi veya kişiler olmaktadır.
Eşya mülkiyeti kişiye değil bir kuruma, örneğin bankanın parasını koruyan görevliye tehdit veya zor kullanılıp alınırsa bu durumda mağdur, üzerinde cebir ve tehdit tatbik edilen kişidir, parası alınan kurum pasif süje değil suçtan zarar görendir.
Bir hakkın süjesi yalnız birey olabilir, devlet ve tüzel kişiler suçun işlenmesinde zarar görseler de suçun pasif süjesi olamazlar ancak görülen davaya müdahil olarak katılabilirler.
Cebir ve tehdit ile mal varlığı değeri üzerindeki tasarruf özgürlüğü zorlanan kişi “Mağdur”; mağdur dışında irade özgürlüğü saldırıya uğrayan başka biri varsa oda “Suçtan zarar gören” olarak davada yer alabilecektir.

Hakkında herhangi bir kısıtlılık ve/veya koruma kararı bulunmayan mağdurun sanıktan şikayetçi olduğunu beyan etmesi halinde, kamu davasına doğrudan katılma hakkı mevcut olup; talebi halinde ve/veya kanunun öngördüğü zorunluluklarda kendisine zorunlu müdafi tayin edilmesi mümkündür.
6284 sayılı “Ailenin Korunması ve Kadına Şiddetin Önlenmesine” dair kanunda, yağma suçuna ilişkin ceza davalarına Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının katılabileceğine dair özel bir düzenlemeye yer vermemiştir.

Hal böyle olunca;
Bakanlığın katılma isteminin genel hükümlere göre sonuca bağlanması zorunludur. 5271 sayılı CMK’nın 237. maddesinde suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişilerin katılabileceği belirtilmektedir. Öte yandan, Ceza Genel Kurulunun 24.12.1965 gün ve 5855 sayılı kararında vurgulandığı üzere katılma talebinin kabulüne esas teşkil edecek zarardan, maksat suçtan doğrudan doğruya meydana gelen ve gelmesi umulan zarardır. Dolaylı olarak meydana gelebilecek zarardan davaya katılmak mümkün değildir. İdarenin toplumun genel yapısının bozulmadan korunmasına yönelik keyfiyeti, yağma suçunda aranan doğrudan zararı içermez.
Bu itibarla, yağma ve yağma suçuna vücut veren suçların cümlesi için doğrudan zarar görmeyen ve suçları takip görevi bulunmayan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının mağdurlara yönelik işlenen yağma suçları ile ilgili davalara katılmaya hak ve yetkisi bulunmadığı, ilk derece mahkemesinin yanılgılı değerlendirmesinin idarenin davaya müdahil olarak kabulü ile idareye temyiz davası açma hakkı vermeyeceğinden…

Yargıtay Ceza Genel Kurulu  2023/284 E. , 2024/396 K. | Karar Tarihi: 04.12.2024

Yağma Suçunda Tamamlanma ve Teşebbüs Ayrımı

…..Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; suça sürüklenen çocuklara isnat edilen nitelikli yağma suçunun teşebbüs aşamasında kalıp kalmadığının belirlenmesine ilişkindir.

…..Madde gerekçesinde de vurgulandığı üzere yağma suçunun tamamlanabilmesi için kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya alınmasına karşı koyamamalıdır. Görüldüğü gibi korunan hukuki değerlerden de hareketle suçun unsurları ile tamamlanıp tamamlanmadığı hususu sanık değil ve fakat mağdur merkezli olarak belirlenmiştir. Böylece suçun tamamlanıp tamamlanmadığı yönünden belirleyici kriterin, suç konusu taşınır malın sanığın hakimiyet alanına sokulup sokulmaması değil, mağdurun bu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hâle gelip gelmemesi olduğu anlaşılmaktadır. Keza, “Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak” şeklinde tanımlanan hırsızlık bakımından suçun tamamlanmış sayılmasının, yarar sağlamak saikine atfen uygulamada geliştirilen, yarar sağlamanın asgari zorunluluğu bağlamında failin malı egemenlik alanına sokması şartına bağlanması, anılan suça özgü, istisnai bir durumdur. Bu kriterin kıyasen yağma suçu yönünden de uygulanmasına hukuki bir dayanak olmadığı gibi istikrar kazanmış uygulamaların değiştirilmesini gerektirir haklı bir neden de görülmemiştir.

….Başka bir anlatımla, cebir veya tehdidin etkisiyle mal teslim edildiğinde veya alındığında suç tamamlanmış sayılacaktır. Bu nedenle mağdurun malı alıp kaçarken yakalanması hâlinde suça teşebbüs değil, tamamlanmış suç söz konusu olacaktır. Yağma suçunun tamamlanması için malın zilyedinden alınması yeterlidir (Nur Centel – Hamide Zafer – Özlem Çakmut, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Cilt:1, 4. Baskı, Beta Yayınevi, Ankara 2017, s. 405-406). Madde gerekçesinde verilen örneğe göre de, evin içindeki eşyayı alıp kapıdan çıkarken mal sahibi ile karşılaşan hırsız, ona karşı cebir veya tehdit kullanacak olursa, yağma suçu oluşur. Yüksek Ceza Genel Kurulunun 01.03.2016 tarih 2014/263 -2016/107 ve 05.04.2023 tarihli ve 2022/64 E. – 2023/204 K. sayılı kararlarında da aynı sonuçlara ulaşılmıştır.

…..Suça sürüklenen çocukların, direnmesine rağmen şikâyetçiyi tutarak zorla cep telefonunu almaları şeklindeki tipe uygun hareketle yağma suçundaki malın alınması unsurunun gerçekleştiği ve şikâyetçinin mal üzerindeki tasarruf olanağının ortadan kalktığı anlaşılan olayda müsnet yağma suçunun tamamlandığı kabul edilmelidir.

Yargıtay 6.Ceza Dairesi  2022/8215 E. , 2024/4971 K. | Karar Tarihi: 24.04.2024

Hırsızlık Suçunun Tamamlanmasından Sonra Cebir/Tehdit Uygulanması Yağma Suçunu Oluşturur mu?

….Sanıklar Hakkında Nitelikli Yağma Suçuna İlişkin Kurulan Hükümlerin Temyiz İncelemesinde; Mağdur …’in konutuna 08.10.2008 tarihinde camdan girilerek evden 640,00 TL para, cep telefonu ve araç anahtarının alındığı ve daha sonra bu anahtarla evin önündeki otonun çalındığı, aracın bulunması için mağdurun ve kayın biraderi …’ün birlikte araştırma yaptıkları, sanık …’a ulaştıklarında bu sanığın mağdura “Koçum sen rahat ol senin çalınan aracını buluruz, ancak bunun karşılığında 1.500 TL parayı senden alırız” dediği, daha sonra mağdurun ve tanık N.’nin diğer sanıklarla telefonla görüştükleri, bu görüşmeler sırasında mağdurun tehdit edildiği ve paranın verilmemesi halinde aracın parçalanarak yakılacağının söylendiği, olayda;…..

…..5237 sayılı Kanun’un 148. maddede düzenlemeye göre mal alma işlemi tamamlanıncaya kadar uygulanan cebir veya tehdit eylemi yağmaya dönüştürmektedir. Malını hırsızlık suçunun tamamlanmasından sonra geri almak isteyen kişiye (mağdura) karşı başvurulan cebir veya tehdit, yağma suçunu oluşturmaz. Bu husus madde gerekçesinde de “Mal, zilyedin tasarruf olanağı ortadan kalktığı anda alınmış olacağından, bu ana kadar yapılan cebir veya tehdit, hırsızlığı yağmaya dönüştürür. Örneğin evin içindeki eşyayı alıp kapıdan çıkarken mal sahibi ile karşılaşan hırsız, ona karşı cebir veya tehdit kullanacak olursa, yağma suçu oluşur.

Mal alındıktan yani hırsızlık suçu tamamlandıktan sonra, bunu geri almak isteyen kişiye karşı cebir veya tehdide başvurulması hâlinde, artık yağma suçundan söz edilemez. Hırsızlık suçuna konu malın geri alınmasını önlemek amacına yönelik olarak kullanılan cebir veya tehdit ayrı suçların oluşmasına neden olur. Bu durumda gerçek içtima hükümlerinin uygulanması gerekir” şeklinde açıkça gösterilmiştir.

….Somut olaya gelecek olursak katılanın olaydan sonra çalınan aracın hakimiyet alanından sıcak takip olmadan çıkarılmış olduğu, hırsızlık eyleminin tamamlanmış olduğu, bundan sonra mağdurun sanıklara ulaştıkları ve iletişime geçtikleri, kendine ait aracı geri almak istediği anda uygulanan tehdidin eylemi yağmaya dönüştürmeyeceği gözetilmeden atılı şekilde karar verilmesi;

Yargıtay 6.Ceza Dairesi  2012/29507 E. , 2015/38211  K. | Karar Tarihi: 05.02.2020

Yağma Suçunda Tehdit Unsurunun Oluşmaması

…..İradenin zorlanması cebir kavramı içerisinde değil, tehdit içerisinde değerlendirilir. Tehdit, muhatabın üzerinde zorlama etkisinin hali hazırda bedensel tesir eden zorlama ile değil gelecekte belirtilen manevi bir zorlama, korkutmayla oluşmasıdır. Ciddi tehdidin objektif olarak ciddi görünüm uyandırması ve tehdit edilen tarafından ciddiye alınması da gerekir. Yağma suçunda tehdit, şahıs veya malvarlığına ilişkin ve kişiyi büyük bir tehlikeye düşürecek ağırlıkta bulunması gerekir. İşte bu konumdaki tehdit yağmanın elverişli zorlama aracı olmaktadır. Dolayısıyla hafif bir tehlikeyle tehdit yani şahsen ve malen büyük bir tehlike oluşturmayan tehdit dahi yağma cürümünün oluşması bakımından yeterli değildir. Tehlikenin büyük olup olmadığı daha çok fiili bir mesele olup, tehdidin yönlendirilmiş olduğu şahıs yer ve zamanda gözününe alınarak somut olayda nicelik incelemesi gerekmektedir. Tehdit edilen kötülük ile malın teslimi arasında oran yoksa yine yağmadan bahsedilemez. Somut olaya gelince;

Parkta karşılaştığı mağdurdan para isteyen sanığın, mağdurun parasının olmadığını beyan etmesi üzerine mağdurdan cep telefonunu istediği, mağdur vermek istemeyince tekrar istediği, bunun üzerine alkollü olan sanıktan korkan mağdurun kendisine zarar verebileceği düşüncesi ile telefonunu sanığa verdiği, sanığın bu defa bana bira alacaksın yoksa telefonunu vermem dediği, mağdurun alamam demesi üzerine telefonun içindeki kartı çıkartıp mağdura verdikten sonra telefonla birlikte olay yerinden uzaklaşması biçiminde gerçekleşen somut olayda; sanık tarafından sarf edilen sözlerin ve/veya mevcut fiziki koşulların yukarıda belirtilen yağma suçunun unsuru olarak betimlenen tehdit kapsamında değerlendirilemeyeceği, mağdurun psikolojik durumu ve/veya ürkek kişiliği ile yarattığı düşüncelerin de bu şekilde algılanamayacağı dikkate alındığında mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ve yağma boyutunda bir cebir bulunmadığı gözetilmeden 5237 sayılı TCK’nın 141/1. maddesi yerine yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiş,…..

Yargıtay 6.Ceza Dairesi  2018/8114 E. , 2022/3045 K. | Karar Tarihi: 08.03.2022

Yağmaya Teşebbüs mü Tamamlanmış Yağma Suçu mu ?

…..Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Konut dokunulmazlığının ihlali suçunun yağma suçunun unsuru olduğu gözetilerek konut dokunulmazlığını ihlal suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kaldırılarak yapılan incelemede;
Katılana ait daireden hırsızlık yapan sanığın, apartmandan çıkmak üzereyken kendisini durdurmak isteyen apartman görevlisi mağdur …’ye kafa attığı ve çaldığı ziynet eşyalarıyla kaçmak isterken kesintisiz takip sonucu yakalandığı olayda, sanığın üzerine atılı eylemin konutta yağmaya teşebbüs suçunu ihlal ettiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkın korunmasına,
08.03.2022 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY : Sanığın başka bir sitede yakalandığı yağma suçlarında malın alınması ile suçun tamamlanmış kabul edildiği Yargıtayın yerleşik içtihatlarından anlaşıldığı ve buna göre hırsızlık suçlarındaki gibi kesintisiz takip sonucu yakalanarak olayda yağmaya teşebbüsten ceza verilmesi şeklindeki çoğunluğun kararına katılmıyorum. Sanığın tamamlanmış yağma suçundan cezalandırılması gerektiği kanaatinde olduğumdan Sayın çoğunluğun bu yöndeki görüşüne katılmıyorum.

KARŞI OY : Şöyle ki; mala karşı cürümlerin hırsızlık suçunda mağdurun zilyetliğinin sona ermesi yanında malın sanığın hakimiyet alanına geçirmesiyle suç oluşmaktaysa da, yağma suçlarında cebir şiddet kullanılması sonucu mağdurun zilyetliğini son bulması halinde suç tamamlanmış olmaktadır. Ayrıca suça konu malın sanığın hakimiyet alanına geçirmesine gerek yoktur. Bu nedenle olayımızda yağma suçu tamamlanmıştır. Olayda sanık aldığı mallarla binadan çıkmak isterken tanık … ve müşteki… tarafından yakalanmak istediğinde müştekinin evinden aldığı malları vermemek ve götürmek için tanık ve müştekiye cebir uygulamış ve aldığı ziynet eşyalarını alarak kaçmıştır. Cebir ve şiddetin uygulanması ve malı alıp gitmesi üzerine suç tamamlanmıştır. Yağma suçunda sanığın kesintisiz takip sonucu yakalanmasının suçun tamamlanmasına engel değildir. Sanığın tamamlanmış yağma suçundan cezalandırılması görüşünde olduğumdan çoğunluk ğörüşüne katılmıyorum. Eylemin teşebbüste kaldığı görüşüne muhalifim.

Yargıtay 6.Ceza Dairesi  2023/19585 E. , 2025/6440 K. | Karar Tarihi: 17.06.2025

Malı Almaya Yönelik Olmayan Cebir/Tehdit Yağma Suçunu Oluşturur mu ?

Mağdur … ile sanıklar … ve …’nın alkollü oldukları, bu durumun taraflar arasında çıkan tartışmanın kısa sürede kavgaya ve arbedeye dönüşmesinde etkili olduğu, olayın kendiliğinden ve anlık geliştiği, arbede sırasında cep telefonlarının yere düştüğü, bu telefonları alma yönünde yalnızca sanık … ile suça sürüklenen çocuk … arasında iştirak iradesinin oluştuğu, sanıklar … ve …’nın ise bu eyleme katıldıklarına veya iştirak ettiklerine dair herhangi bir delilin bulunmadığı ve olayda kullanılan cebrin malı almaya yönelik olmadığı açıkça anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle, sanıklar … ile … hakkında nitelikli yağma suçundan beraatleri yerine mahkûmiyetlerine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Yağmanın iki seçimlik hareketinden birisi olan cebir malın alınmasına yönelik olarak yapılması gerekir. Diğer suçlardan ayıran özelliklerinden birisi de budur. Cebir mala yönelik değil de başka bir amaçla yapılıyorsa eylem yağma suçunu oluşturmaz. Mesela konut veya iş yerine girmek isteyen birine karşı konulması halinde mağdura yönelen cebir eylemi yağmaya dönüştürmez. Nitelikli konut dokunulmazlığını ihlal suçu oluşur. Bunun gibi bir mal almaya yönelik olmayan cebir eylemi yağmaya dönüştürmeyecektir.

Doğrudan malı almaya yönelik olmayan zor eylemi yağmaya dönüştürmez. Mesela başka nedenle kavga ettikten sonra giderken mağdurun mallarının alınması halinde yağma değil gerçek içtima kuralları uygulanmalıdır. Cebir veya tehdidin cezasına ilave olarak hırsızlıktan ceza verilmelidir. Ancak bura da dikkat edilmesi gereken husus mağdurun malın alındığını görmemesi gerekir. Eğer mağdur malın alındığını gördü ama az önce uğradığı saldırının etkisi ve korkusu ile kendisini savunamayacak durumda, direnci kırılmış olduğu için müdahale edemeyecek durumda ise artık yağma oluşacaktır.
Yağma suçunun oluşabilmesi için, baştan beri yağma amacıyla hareket eden failin, eylemin başında veya ortasında cebir veya tehdit kullanmasının bir önemi bulunmamaktadır. Önemli olan cebir veya tehdidi kullanmasıdır ve bu cebrin mal alma tamamlanmadan önce yapılması, malın bu cebir veya tehdidin etkisiyle alınmış olmasıdır.

Kişinin kastı iç dünyasında meydana geldiğinden niyet okuyuculuk yapılamayacağından kastını tespit için dış dünyaya yansıyan, olay öncesi olay sırasında ve olay sonrasında gerçekleşen söz, davranış ve hareketlerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Tüm hususlar birlikte değerlendirilerek eylemin başlangıçtan itibaren malı almak amacıyla gerçekleştirildiği anlaşılıyorsa mağdurun malın alındığını görmesine bile gerek olmadan eylemi yağma olarak kabul etmek gerekir.

Sanıklar … ve … hakkında kurulan hükümlerin incelenmesinde; yukarıda izah edildiği üzere, olayın kendiliğinden ve anlık şekilde geliştiği, çıkan arbede sırasında mağdur …’in cep telefonlarının yere düştüğü, bu telefonları alma yönünde sanık … ile inceleme dışı suça sürüklenen çocuk …arasında iştirak iradesi oluştuğu, sanık ve suça sürüklenen çocuğun telefonları yerden alarak olay yerinden kaçtıkları, mağdur …’in suça sürüklenen çocuğu yakaladığı, sanık …’un ise cep telefonları ile birlikte kaçtığı anlaşılmaktadır.

Olayda uygulanan cebrin, malı almaya yönelik olmadığı açık olup sanık … hakkında hırsızlık suçundan hüküm kurulması gerekirken, nitelikli yağma suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Yargıtay 6.Ceza Dairesi  2023/20788 E. , 2025/8230K. | Karar Tarihi: 02.10.2025

Faydalanma Amacı Yoksa Yağma Suçu Oluşur mu ?

….. “Hırsızlık (ve yağma) suçlarında failin faydalanma amacıyla hareket etmesi yeterlidir, ayrıca çaldığı (veya yağmaladığı) maldan faydalanmış olması aranmaz, bu nedenle bu hususun araştırılmasına gerek yoktur. Fayda kavramı izafidir; kişiden kişiye, olaydan olaya değişebilir. Faydalanma amacı maddi nitelikte olabileceği gibi, manevi nitelikte de olabilir. Faydalanma kastından maksat, çalınan (veya yağmalanan) malda malikinin sahip bulunduğu bütün olanakları kullanma istek ve iradesidir. Bu nedenle avantaj sağlama, kendini tatmin etme, kullanma, kaprisini yerine getirme vs. maksatları faydalanma kastını oluşturacaktır. Yarar sağlamak kavramıyla, sadece malvarlığındaki artışları anlamamak gerekir. Failin elde etmeyi umduğu her türlü tatmin ve haz yarar kavramının içinde düşünülmesi gerekir. Örneğin, bir kimsenin nişanlısına hediye etmek için bir yüzük, bir bahçeden gül çalması da yarar kapsamında değerlendirilmelidir.

…..sanığın ekonomik yarar sağlamak amacıyla, faydalanma kastı ile atılı suçu işlediği yönünde delil bulunmadığı, sanığın, ikametine zorla girdiği mağdur …’yı döverek, mağdurlar … ve …’ı “kesmekle” tehdit ettiği ve mağdura hediye ettiği cep telefonunu mesajlarına bakmak için cebren alması fiilinde, sanığın eylemlerinin, mağdur …’ya yönelik konut dokunulmazlığını ihlal ve kasten basit yaralama, mağdurlar … ve …’a yönelik zincirleme şekilde tehdit suçlarını oluşturduğu dikkate alındığında, sanığın, Kanun’un kabul ettiği anlamda yarar sağlama maksadıyla hareket etmediği, bu nedenle müsnet yağma suçunun manevi unsurunun oluşmadığı, cep telefonunu faydalanmak maksadı ile aldığı hususu sabit olmadığından, unsurları yönünden oluşmayan nitelikli yağma suçundan beraatine; sanığın 5237 sayılı Kanun’un 116/1, 86/2 ve 106/1-1 cümle,43/1 maddeleri gereğince mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,….