Tehdit Suçu Yargıtay Kararları
Tehdit suçuna ilişkin Yargıtay kararları, TCK m.106 kapsamında konu başlıklarına göre derlenmiştir.
TCK m.106 – Tehdit Suçu
Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
(2) Tehdidin;
a) Silahla,
b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,
işlenmesi hâlinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya mala zarar verme suçunun işlenmesi hâlinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilir.
Tehdit Suçuna İlişkin Yargıtay Kararları
Yargıtay 15.Ceza Dairesi 2016/9181 E. , 2020/27764 K. | Karar Tarihi: 29.06.2015
Tehdit Suçunun Unsurları
İlgili Yargıtay Kararını Gör
….Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/663 E. , 2014/498 K. | Karar Tarihi: 18.11.2014
Birden Fazla Kişiye Karşı İşlenen Tehdit Suçunun Tek Fiil Olarak Değerlendirilmesi
İlgili Yargıtay Kararını Gör
…..Tehdit suçunun tek fiille birden fazla kişiye karşı işlenmesi de mümkündür. Örneğin failin karşısındaki topluluğa hitaben “hepinizi öldüreceğim” demesi gibi. Bu takdirde TCK’nun 43/2. maddesi uyarınca aynı neviden fikri içtima hükümleri uygulanacak, zincirleme suç hükümlerinde olduğu gibi faile tek ceza verilip bu ceza TCK’nun 43/1. maddesi uyarınca arttırılacaktır…..
…..Tehdit suçunun farklı mağdurlara karşı tek fiille gerçekleştirildiğinden söz edilebilmesi için tehdidin mutlaka ortak söz veya davranışlarla gerçekleştirilmiş olması şart değildir. Her bir mağdura veya mağdurlardan bazılarına özel olarak hitap edilerek tehdit içeren sözler söylenmiş veya davranışlarda bulunmuş olsa bile objektif bir gözlemcinin bakış açısıyla bakıldığında failin hareketlerinin tek bir iradi karara dayalı olduğu, aralarında yer ve zaman bakımından bağlantı bulunduğu, bu nedenle bir bütünlük oluşturduğu sonucuna ulaşılması durumunda, fiilin hukuken tek olduğu kabul edilmelidir. Aksine, şekli bir yorum ve bakış açısıyla bu bütünlük görmezlikten gelinerek, her bir mağdura yönelik hareketin bağımsız birer fiili oluşturduğunun kabul edilmesi ve gerçek içtima hükümlerinin uygulanması halinde, cezalandırmada adaletsizliğe yol açılacağı gibi “fiilin hukuki anlamda tekliği” prensibine de aykırı davranılmış olacaktır…..
……Sanığın aralarında husumet bulunan amcası mağdur …’i ve hemen akabinde de aynı yerde bulunan kendisine engel olmak isteyen amcasının çocukları diğer mağdurlar … ve …’i silahla öldürmekle tehdit ettiği olayda, sanığın her üç mağdura yönelik hareketlerinin aynı yer ve zamanda, aynı suç işleme kararıyla, birbirini takip eden söz ve davranışlarla gerçekleşmesi nazara alındığında, hukuken bir bütün halinde tek bir tehdit fiilini oluşturduğu anlaşıldığından buna bağlı olarak da tek fiille birden çok mağdura karşı tehdit suçunu işleyen sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 43/2. maddesinde düzenlenmiş bulunan aynı nev’iden fikri içtima hükümleri uyarınca tek ceza verilip, bu cezanın aynı kanunun 43/1. maddesi uyarınca arttırılması gerekmektedir…..
Bu itibarla, yerel mahkeme direnme kararının, sanığın mağdurlara yönelik silahla tehdit suçunu hukuken tek bir fiille işlediği gözetilmeden, ayrı ayrı eylemler olarak kabulü ile hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
Yargıtay 4.Ceza Dairesi 2016/16129 E. , 2020/11167 K. | Karar Tarihi: 12.10.2020
Silahla Tehdit Suçunun Oluşma Şartları
İlgili Yargıtay Kararını Gör
…..Kabule göre de; tehdit suçunun nitelikli hali olan silahla tehdidin kabulü için, silahın tehdit suçunda bizzat mağdura yönelik olarak gösterilip mağdurun üzerindeki etkisini artıracak biçimde teşhiri veya kullanılması gerekir, ya da mağdurun yokluğunda gerçekleştirilen tehdit eyleminin, silahla tehdit suçunu oluşturabilmesi bakımından, silahın, mağdurun evi, arabası gibi daimi kullanımında olan eşyalarında hasar, iz, emare gibi belirtiler oluşturacak ve bu suretle tehdidin mağdurun üzerinde meydana getirdiği korkunun etkisini artıracak tarzda kullanılması icap eder. Bu itibarla, mağdurun yokluğunda gerçekleşen tehdit eyleminde, salt silah teşhir edilmiş olması, suçun nitelikli halinin oluşumu için yeterli sayılamayacaktır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/40767 E. , 2019/154 K. | Karar Tarihi: 14.01.2019
Silahla Tehdit Suçunun Gıyapta İşlenmesi
İlgili Yargıtay Kararını Gör
…..Tehdit suçunun nitelikli hali olan silahla tehdidin kabulü için, silahın tehdit suçunda bizzat mağdura yönelik olarak gösterilip mağdurun üzerindeki etkisini artıracak biçimde teşhiri veya kullanılması gerekir, ya da mağdurun yokluğunda gerçekleştirilen tehdit eyleminin, silahla tehdit suçunu oluşturabilmesi bakımından, silahın, mağdurun evi, arabası gibi daimi kullanımında olan eşyalarında hasar, iz, emare gibi belirtiler oluşturacak ve bu suretle tehdidin mağdurun üzerinde meydana getirdiği korkunun etkisini artıracak tarzda kullanılması icap eder. Bu itibarla, mağdurun yokluğunda gerçekleşen tehdit eyleminde, salt silah teşhir edilmiş olması, suçun nitelikli halinin oluşumu için yeterli sayılamayacaktır.
Yargılamaya konu somut olayda, sanığın, mağdur … ile tartıştıktan sonra, mağdurun odaya girerek kapıyı kilitlediği, sanığın mağdurun gıyabında, eline almış olduğu bıçakla “beni bırakın onu keseceğim” diyerek gıyapta tehdit ettiğinin anlaşılması karşısında, eylemin TCK’nın 106/1. maddesinin 1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunu oluşturacağı düşünülmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek, yazılı biçimde hüküm kurulması,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/46 E. , 2021/38 K. | Karar Tarihi: 16.02.2021
Tehdit Suçu ve Hakaret Suçunun Ayrımı
İlgili Yargıtay Kararını Gör
…..Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
14.05.2013 tarihinde Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/100 esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılamanın duruşması sırasında sanık …’ın, işlerinin bozulmasından, dükkânının kapanmasından ve evlenmesine engel olmasından sorumlu tuttuğu şikâyetçi …’e yönelik olarak “Seni öldüreceğim! Senin ananı avradını sinkaf edeceğim!” şeklinde sözler söylediği, bu hususun Mahkeme heyeti tarafından tutanağa geçirildiği ve Yerel Mahkemece sanığın eylemi sabit görülerek hakaret ve tehdit suçlarından ayrı ayrı mahkûmiyet hükümleri kurulduğu anlaşılmış ise de;
Sanık ile şikayetçi arasında Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yürütülen kamu davasından dolayı husumet bulunması, sanığın savunmasında sinirlendiği için suça konu sözleri söylemiş olabileceğini beyan eylemiş olması, sanık tarafından şikayetçiye söylenen “Senin ananı avradını sinkaf edeceğim!” şeklindeki sözlerin “Seni öldüreceğim!” şeklindeki tehdit içerikli sözlerden hemen sonra söylenmiş olması karşısında; eylemin gerçekleştirildiği sırada sergilenen davranışlar dikkate alındığında, tehdit kastı ile hareket ettiği konusunda kuşku bulunmayan sanık tarafından söylenen sözlerin olayın bütünlüğü içerisinde kül halinde geleceğe yönelik olarak hayata ve cinsel dokunulmazlığa karşı tehdit suçunu oluştuğu kabul edilmelidir
Yargıtay 4.Ceza Dairesi 2012/35222 E. , 2014/7132 K. | Karar Tarihi: 04.03.2014
Öfkeyle Söylenen “Seni Öldürürüm” Sözü Tehdit Suçunu Oluşturur mu?
İlgili Yargıtay Kararını Gör
…..Tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. Ayrıca tehdidin somut olayda muhatap üzerinde etkili olması şart değildir. Bu nedenle mağdurun korkup korkmadığının araştırılması gerekmez.
Tehdit suçunun manevi öğesi genel kasttan ibaret olup suçun yasal tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek işlenmesini ifade eder. Olayda tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi, saikin de önemi yoktur.
Kavga ve tartışma sırasında haksız bir fiilin kendisinde husule getirdiği şiddetli öfke ve elemin (gazabın) failin iradesini etkileyen bir etken olarak kusur yeteneğinde meydana getirdiği azalma nedeniyle koşulları varsa ancak yasal indirim nedeni olarak kabul edilebilmesi olanaklı ise de, önceden ilke boyutunda kastı kaldıran ve suçun oluşumunu engelleyen bir husus olarak kabulü mümkün değildir.
Bu açıklamalar doğrultusunda, sanığın, müştekiyi “seni öldürürüm” sözleriyle tehdit ettiğinin anlaşılması karşısında, öfkenin suç kastını kaldırmayacağı, tehdit suçunda tasarlama öğesinin bulunmadığı, ayrıca tehdidin objektif olarak korku yaratacak nitelikte bulunduğu, bu nedenle olayda tehdit suçunun oluştuğu gözetilmeden, “yaralama esnasında söylenen tehdit içeren sözlerin yaralama kastını ortaya çıkaracak sözler olduğu, tehdit kastı olmadığı” biçimindeki kanuni temelden yoksun gerekçeyle sanığın beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 04/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
