Aldatma (Zina) Nedeniyle Boşanma

Aldatma (Zina) Nedeniyle Boşanma

Tehdit suçuna ilişkin Yargıtay kararları, TCK m.106 kapsamında konu başlıklarına göre derlenmiştir.

TMK m.161– Zina

MADDE 161- (1) Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir.

2) Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.

3) Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

Aldatma (Zina) Nedeniyle Boşanmaya İlişkin Yargıtay Kararları

Yargıtay 2.Hukuk Dairesi  2023/8773 E. , 2024/8061 K. | Karar Tarihi: 31.10.2024

Terditli Boşanma Davasında Özel Sebebin Reddi ve Hükmün Kesinleşmemesi

….Davalı-karşı davacı kadının davasının yukarıda açıklandığı üzere terditli hukuki sebepleri içeren boşanma davası olduğu açıktır. Bu taleplerden özel boşanma sebebi olan zinaya dayalı davanın reddedilmesi üzerine, kararın “reddedilen hukuki sebebin öncelikle kabul edilmesi gerektiği yönünde istinaf edilmesi halinde”, genel hukuki sebebe dayalı boşanma davasında verilen boşanma kararının kesinleştiğinden söz edilemez. Kadın vekilinin karşı davada terditli taleplerinde öncelikli talepleri olan 4721 sayılı Kanun’un 161 inci, mümkün değilse 162 inci maddede düzenlenen hukuki sebeplerle boşanma istemi yönünden davasının kabulü gerektiği iddiasıyla istinaf başvurusunda bulunduğu, nitekim davalı karşı davacı kadın da zinaya dayalı davasının reddinin hatalı olduğu gerekçesiyle istinaf yoluna başvurduğuna göre, terditli taleplerden kabul olunan talebe ilişkin hukuki sebep yönünden boşanma kararının kesinleşmesinden bahsedilemeyeceği, bu durumda ortada kesinleşmiş bir boşanma kararının mevcut olmadığı, zina hukuki sebebine dayalı boşanma davasının reddinin doğru olmadığı yönünde istinafta bulunan kadının, genel boşanma sebebine dayalı açtığı boşanma davasında verilen hükmün kesinleştiğinden bahisle zina hukuki sebebine dayalı davasının konusuz kalmasının söz konusu olamayacağı, bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince, mevcut deliller doğrultusunda zina hukuki sebebine dayanan kadının karşı davasının esası hakkında değerlendirme yapılması gerekirken davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru görülmemiştir. O halde, bozma sebebine göre davalı-karşı davacı kadının terditli hukuki sebebe dayalı boşanma davası hakkında tümüyle yeniden değerlendirme yapılarak bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Yargıtay 4.Ceza Dairesi  2016/16129 E. , 2020/11167 K. |  Karar Tarihi: 12.10.2020

Silahla Tehdit Suçunun Oluşma Şartları

…..Kabule göre de; tehdit suçunun nitelikli hali olan silahla tehdidin kabulü için, silahın tehdit suçunda bizzat mağdura yönelik olarak gösterilip mağdurun üzerindeki etkisini artıracak biçimde teşhiri veya kullanılması gerekir, ya da mağdurun yokluğunda gerçekleştirilen tehdit eyleminin, silahla tehdit suçunu oluşturabilmesi bakımından, silahın, mağdurun evi, arabası gibi daimi kullanımında olan eşyalarında hasar, iz, emare gibi belirtiler oluşturacak ve bu suretle tehdidin mağdurun üzerinde meydana getirdiği korkunun etkisini artıracak tarzda kullanılması icap eder. Bu itibarla, mağdurun yokluğunda gerçekleşen tehdit eyleminde, salt silah teşhir edilmiş olması, suçun nitelikli halinin oluşumu için yeterli sayılamayacaktır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu  2014/40767 E. , 2019/154 K. | Karar Tarihi: 14.01.2019 

Silahla Tehdit Suçunun Gıyapta İşlenmesi

…..Tehdit suçunun nitelikli hali olan silahla tehdidin kabulü için, silahın tehdit suçunda bizzat mağdura yönelik olarak gösterilip mağdurun üzerindeki etkisini artıracak biçimde teşhiri veya kullanılması gerekir, ya da mağdurun yokluğunda gerçekleştirilen tehdit eyleminin, silahla tehdit suçunu oluşturabilmesi bakımından, silahın, mağdurun evi, arabası gibi daimi kullanımında olan eşyalarında hasar, iz, emare gibi belirtiler oluşturacak ve bu suretle tehdidin mağdurun üzerinde meydana getirdiği korkunun etkisini artıracak tarzda kullanılması icap eder. Bu itibarla, mağdurun yokluğunda gerçekleşen tehdit eyleminde, salt silah teşhir edilmiş olması, suçun nitelikli halinin oluşumu için yeterli sayılamayacaktır.

Yargılamaya konu somut olayda, sanığın, mağdur … ile tartıştıktan sonra, mağdurun odaya girerek kapıyı kilitlediği, sanığın mağdurun gıyabında, eline almış olduğu bıçakla “beni bırakın onu keseceğim” diyerek gıyapta tehdit ettiğinin anlaşılması karşısında, eylemin TCK’nın 106/1. maddesinin 1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunu oluşturacağı düşünülmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek, yazılı biçimde hüküm kurulması,

Yargıtay Ceza Genel Kurulu  2018/46 E. , 2021/38 K. | Karar Tarihi: 16.02.2021

Tehdit Suçu ve Hakaret Suçunun Ayrımı

…..Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
14.05.2013 tarihinde Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/100 esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılamanın duruşması sırasında sanık …’ın, işlerinin bozulmasından, dükkânının kapanmasından ve evlenmesine engel olmasından sorumlu tuttuğu şikâyetçi …’e yönelik olarak “Seni öldüreceğim! Senin ananı avradını sinkaf edeceğim!” şeklinde sözler söylediği, bu hususun Mahkeme heyeti tarafından tutanağa geçirildiği ve Yerel Mahkemece sanığın eylemi sabit görülerek hakaret ve tehdit suçlarından ayrı ayrı mahkûmiyet hükümleri kurulduğu anlaşılmış ise de;

Sanık ile şikayetçi arasında Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yürütülen kamu davasından dolayı husumet bulunması, sanığın savunmasında sinirlendiği için suça konu sözleri söylemiş olabileceğini beyan eylemiş olması, sanık tarafından şikayetçiye söylenen “Senin ananı avradını sinkaf edeceğim!” şeklindeki sözlerin “Seni öldüreceğim!” şeklindeki tehdit içerikli sözlerden hemen sonra söylenmiş olması karşısında; eylemin gerçekleştirildiği sırada sergilenen davranışlar dikkate alındığında, tehdit kastı ile hareket ettiği konusunda kuşku bulunmayan sanık tarafından söylenen sözlerin olayın bütünlüğü içerisinde kül halinde geleceğe yönelik olarak hayata ve cinsel dokunulmazlığa karşı tehdit suçunu oluştuğu kabul edilmelidir

Yargıtay 4.Ceza Dairesi  2012/35222 E. , 2014/7132 K. | Karar Tarihi: 04.03.2014

Öfkeyle Söylenen “Seni Öldürürüm” Sözü Tehdit Suçunu Oluşturur mu?

…..Tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. Ayrıca tehdidin somut olayda muhatap üzerinde etkili olması şart değildir. Bu nedenle mağdurun korkup korkmadığının araştırılması gerekmez.

Tehdit suçunun manevi öğesi genel kasttan ibaret olup suçun yasal tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek işlenmesini ifade eder. Olayda tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi, saikin de önemi yoktur.
Kavga ve tartışma sırasında haksız bir fiilin kendisinde husule getirdiği şiddetli öfke ve elemin (gazabın) failin iradesini etkileyen bir etken olarak kusur yeteneğinde meydana getirdiği azalma nedeniyle koşulları varsa ancak yasal indirim nedeni olarak kabul edilebilmesi olanaklı ise de, önceden ilke boyutunda kastı kaldıran ve suçun oluşumunu engelleyen bir husus olarak kabulü mümkün değildir.

Bu açıklamalar doğrultusunda, sanığın, müştekiyi “seni öldürürüm” sözleriyle tehdit ettiğinin anlaşılması karşısında, öfkenin suç kastını kaldırmayacağı, tehdit suçunda tasarlama öğesinin bulunmadığı, ayrıca tehdidin objektif olarak korku yaratacak nitelikte bulunduğu, bu nedenle olayda tehdit suçunun oluştuğu gözetilmeden, “yaralama esnasında söylenen tehdit içeren sözlerin yaralama kastını ortaya çıkaracak sözler olduğu, tehdit kastı olmadığı” biçimindeki kanuni temelden yoksun gerekçeyle sanığın beraatine karar verilmesi, 

Kanuna aykırı, O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 04/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.